"İnsanlık, sadece hayatta kalmak için değil, yaşamak için de var."

 

"Keşfetmek için uzaya doğru bir yolculuğa çık! Sınırları zorlayan insanlığın heyecan dolu yolculuğuna tanık ol."

Christopher Nolan filmlerinin, izleyiciyi etkisi altına alan bir büyüden bahsedebilir miyiz?Nolan hayranı iseniz bu şekilde bahsetmeniz normal.

 

 

Bir Nolan klasiği olan 2014 yapımı ‘’interstellar’’için de aynı büyüleyicilikten bahsedebiliriz. Bu bilimkurgu filmi şüphesiz salt bir bilimkurgu filmi değildir. Bizleri en çok etkileyen, filmdeki duygusal yük ciddi anlamda tesiriyle, bizleri duygu katmanları arasında bir gezintiye çıkarıyor. Karakterlerin sevdiklerine veda etmesi, kayıp, umut, bekleyiş gibi temalar bizleri sarıp sarmalayarak etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor.

Elbette filmdeki temalar sadece bunlarla sınırlı değil, Nolan‘ın anlatımıyla film, İnsanlığın geleceği ve hayatta kalma mücadelesi, gezegenimizdeki kaynakların tükenmesi ve yaşamın sürdürülemez hale gelmesi nedeniyle başka bir gezegene göç etme ihtiyacıyla karşı karşıya olduğu distopik bir geleceği resmeder. Astronotlar yeni bir gezegen bulmak ve insanlığın hayatta kalmasını sağlamak için uzayda keşiflere çıkarlar. Bu temayla birlikte, insanlığın karşılaştığı zorluklar, dayanışma ve fedakarlık gibi değerler de vurgulanır. Zamanda yolculuk temasını da işler. Ana karakter Cooper, zamanda ve uzayda seyahat ederek evrenin gizemlerini çözmeye çalışır. Ayrıca film, Cooper'ın içsel yolculuğunu da ele alır. Babalık, sevgi ve aile bağları gibi duygusal temalar, Cooper'ın kararlarını etkiler ve hikayenin gelişiminde önemli bir rol oynar.

Yanı sıra Nolan bu filmiyle , bilimsel ve felsefi soruları taşıyor ve izleyicileri derin düşüncelere sevk ediyor. Örneğin, zamanda yolculuk, karadeliklerin doğası, paralel evrenler gibi kavramları ele alarak, insan doğasını, evrenin sonsuzluğunu ve insanlığın yerini sorgulayan felsefi soruları da gündeme getiriyor.

Görsel estetik açısından çarpıcılığı ,uzay görüntüleri, karadeliklerin tasvirleri , paralel evrenler tüm ihtişamıyla gözlerimizin önündedir, Nolan’ın bakışıyla.  Ve pek tabi müzikal atmosferden bahsetmemek olmaz, Tanınmış orkestra şefi ve film müziği bestecisi Hans Zimmer’in besteleri ile , filmin epikliği pekişmektedir. Elektronik ve orkestral enstrümanlarla oluşturulan müzik izleyiciyi daha derinlikli filme bağlamakta ve filmi unutulmaz kılmakta çok  başarılı kuşkusuz.

 

Bilimkurgu türünü zorlayan filmin  tüm karmaşık temaları, derin düşündüren konuları ve görsel açıdan etkileyici sahneleriyle izleyicide derin iz bırakan bir deneyim sunması, Nolan'ın dehasıyla harmanlanınca  kaçınılmaz hale geliyor .

Son olarak filmden bir replikle noktayı koyalım.

Cooper: "Bize öğretildiği gibi kendi yaşamlarımızı sürdürmek yerine, nasıl yaşayacağımızı öğrenmeliyiz." 


Brand: "Evren, büyüklüğüyle bizi korkutsa da, içimizdeki insanlık onu anlamaya çalışmak için asla pes etmez."


Cooper: "Belki de gerçek keşif, bizim dışımızda değil, içimizde gizli olanı keşfetmektir."



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Peron Dönemi ve Günümüz Arjantin Ekonomisi: Bir Etki Analizi